Atatürk'ünHayatı                  Atatürk'ün İlk Meclis Konuşması          Atamın Fotoğraf albümü

                                                                                                 

 Atamızın yazdığı Şiirler             Unutanlar İçin Gençliğe Hitabe           Anılarla Atatürk      

  

                                                                          

           Anıtkabir                                     Ataturk'e kulak ver                         Atatürk ve Mevlana               

  

                                                                                          

  Atam Hakkında Söylenenler             Videolarda ATATURK                 Türkler Hakkında                              

                                                                                                 

       Şeyh Said gerçeği                  Satın Alınamayan ADAM        Cezayirli  bilginin ATA sevgisi

 

         

     Anzak Ordusunun sözleri

 

   

 

 

ATATÜRK'E DİKTATÖR DİYEN AHMAKLAR

    Atatürk dönemi, bütün dünyada bir diktatörlükler dönemidir.

    Batılılar, kendi ülkelerinde bir diktatörlük altında yaşarken, devrim Türkiye’sinin kötü koşullarında, sadece   kulluğa ve itaate koşullanmış bir toplumun, devrimci bir önderin arkasından koşmasına akıl erdirememişler, Kemalizmi, Faşizm ve Nazizme benzetmişlerdir.

 Doğal olarak hem onlar,hem de içerdeki devrim karşıtı güçler Atatürk’e diktatör dediler. Aradan onca yıl geçti. Bugün de Atatürk’ü yüzeysel bir şekilde değerlendirip, onu diktatör olarak nitelendirenler bulunmaktadır.

    Bilimsel olarak her olay, yerine, zamanına, koşullarına göre değerlendirilmezse varılan yargı yanlış   olacaktır. Yanlış yargıların en çok görüldüğü bilim de tarih bilimidir. Geçmişe ilişkin verilerin yetersizliği bir yana, bazılarının sadece işine gelen verileri alması, bilimi          önceden varsaydığı sonucu kanıtlamak için kullanması bunun nedenidir. Bilimi amaçlarına alet edenler hep görülmüştür. Atatürk karşıtları da ona bu yöntemle diktatör dediler... Dünya diktatörlerin yönetiminde inlerken, Atatürk için bulunan en önemli suçlama budur...

Şunları unutmamak gerek:

  • Dünyanın hiçbir yerinde bugünkü gibi bir demokrasi yokken Türkiye’de olmasını beklemek, bunu sağlamadığı için Atatürk’ü suçlamak, Türkiye’yi iletişim çağına geçirmediği için suçlamak kadar saçmadır.
  • Bütün dünyada toplumlar liderlerin peşinden sürüklenirken, bir devrim önderi elbette devrimi için savaşım verecektir. Liderliği öne çıkacaktır.
  • Kemalist Dönemin uygulamaları, dünyadaki demokratik sayılan rejimlerin uygulamalarından esasta bir farklılık göstermemektedir.

DİKTATÖRÜN BÖYLESİ

  • 1923’te cumhurbaşkanı seçilmesinden ölümüne kadar geçen zamanda – iki manevra dışında- üniformasını fotoğraf çektirmek için bile giymemiştir. Tarihte böyle bir diktatör görülmüş müdür?
  • Her işi TBBM’ ne götürmüş ve meclisin kararıyla yapmıştır.
  • Kişisel bir karar vermeden önce mutlaka herkesin fikrini öğrenmiştir.

Bir diktatörün milletvekili seçilememesi için yasa hazırlığı yapılabilir mi? Böle bir girişim başlatanların başlarına neler gelebilir?

  • Mustafa Kemal’i milletvekili seçtirmemek için yasa önerisi yapanların başlarına hiçbir şey gelmemiştir?
  • 1924 Anayasası hazırlanırken M. Kemal, parlamenter demokrasilerde bugün de yaygın olan cumhurbaşkanına yasaları veto etme ve gerekirse meclisi feshetme yetkisinin verilmesini istedi.Meclis anayasaya bu yetkiyi koymadı.Bu yetkiyi Mustafa Kemal’e çok görenlerin başına hiçbir şey gelmedi..!

Bu nasıl bir diktatörlüktür..?

Mustafa Kemal’in Çankaya’daki sofrasında bir akşam yemeği... Dr. Reşit Galip alkolün de etkisiyle çok ağır eleştiriler yapıyor. Yeter, kalk, git uyarılarına karşı:

“ Allah da gelse beni buradan kovamaz. Burası milletin malıdır...” şeklinde bağırmaya başlar.

Böyle bir durumda bir diktatör ne yapar ?

Mustafa Kemal:
“O halde buradan ben giderim..” diyerek odasına çekilir. Topluluk dağılır...

Bir süre sonra, Reşit Galip Milli Eğitim Bakanlığına getirilir...

DİKTATÖR NEDİR

  Diktatör,her istediğini topluma dikte eden ,propaganda, zor ve şiddet kullanarak ülke yöneten kişidir...

Diktatörlük, iç savaşlar, toplama kampları, tutsaklar, toplu mezarlar,yargısız infazlar ve kan demektir...

Atatürk büyük bir devrimin önderidir. Ama, başlangıçtaki yol arkadaşları onu yalnız bıraktıklarında bile diktatör olmamıştır.

Devrimin gerektirdiği sertlikler de başka hiçbir devrimle karşılaştırılamaz.

Bu konudaki tutumunu da meclis kürsüsünden açıkça duyurmuştur:

“Alacağımız kararlarda halkın eğilimlerini elbette göz önünde tutacağız. Kesinlikle bu eğilimlere karşı hareket etmeyeceğiz. Fakat, eğer ilkelerimiz bahis konusu ise, başımızı veririz, ilkelerimizden özveride bulunmayız...”

Bir devrimci bundan daha fazla demokrat olamaz. Olursa devrimci olmaz.

TÜRK DEVRİMİ dünyanın en kansız devrimidir.

Bunu, önderin ve ulusun birbirine olan güveni ve önderin demokratik yollardan ayrılmama kararlılığı sağlamıştır...

 

ATATÜRKLE İLGİLİ BİR ANI

(Velet İzbudak Çelebi-(1869 - 1950)-(Türk fikir adamı Konyada doğmuştur. Celâlettin Rumînin on sekizinci göbekten torunudur)

Ata’nın Tarih-Dil mevzularıyla yakından meşgul olduğu devreydi. Zaman zaman Çankaya’daki toplantılarında davetli olarak bulunuyordum ve arzusu üzerine dil kurumunda aktif vazife almıştım. Din ve tasavvuf mevzuları üzerindeki hizmetlerim de malumu idi. Böyle bir araştırma toplantısında birden bana hitap ederek:

- Sizden bir ricam olacak, bir ülkeye ve millete Allah katından bir peygamber neden gönderilir?

Şu cevabı verdim:

- O ülke ve millet veya kavim bilinen ve benimsenen ilahi emirler, ahlak nizamı ve iman şartlarını külliyen inkar ve dünya için menfi misal olursa, onları doğru yola sevk için Cenab-ı Hak tarafından vazifelendirilir. Bütün semavi kitapların birleştiği hakikat budur.

Nasıl derinden bir nefes aldığı, yüzündeki memnuniyet hatları, başıyla tasvipkar hareketleri hala gözlerim önündedir. Dedi ki:

- Evet... Çok haklısınız. İşte bu sebepledir ki yüce Tanrı Türk ülkelerine ve milletine, bir peygamber göndermek ihtiyacını duymamıştır. Çünkü Türk Milleti, İslamiyet’ten çok çok zaman önce vahdaniyet (tek tanrı) inancına sahipti ve ahlak yapısını bir peygambere muhtaç olacak kadar hiç bir devirde kaybetmedi. İnsanoğlunun yaptığı putlara da tapmadı.

Sonra da şu açıklamada bulundu:

- Geçenlerde Ürdün Emiri Abdullah memleketimizde idi. Sohbet sırasında mevzu İslam alemi için mukaddes sayılan beldelere intikal etmişti. Biliyorsunuz, bu zatın babası Mekke Emiri Şerif Hüseyin Paşa, I. Dünya Harbi’nin en buhranlı devrinde, Devlet-i Osmanlı hakanlığına, İngilizlerle işbirliği yaparak isyan etmiş ve Hicaz-Filistin Cephesi’nin düşmesine asıl sebep olmuştu. Emir Abdullah, üç peygamber, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in aynı mıntıkada ve aynı kavimler, yani Sami Akvam, Museviler ve Araplara gönderildiğini bu sebeple bu beldelerin Musevilik-İsevilik-Muhammedilik için mukaddes olduğunu, bu Kudsiyetin de devam ettiğini hatırlattı.

Biliyorsunuz biz Türkler, İslamiyet’i vahdaniyet (tek tanrı) inancını getirdiği için kabul ettik ve onun cihan hareketi olabilmesini kafa ve kılıcımızla biz temin ettik. Eğer Türkler Müslüman olmasaydı, İslamiyet Musevilik gibi mevzii bir din olarak kalırdı. İslam alemine bu hakikati anlatmak lazımdır. Araplar topraklarında üç semavi din peygamberinin gelmesiyle iftihar ederler ve üstünlük iddia ederler. Bizi de böyle bir nasipten mahrum olduğumuz için küçümserler. Aslında bu bizim ahlak ve insanlık benliğimizi, hiç bir devirde bir peygambere muhtaç olacak kadar kaybetmemiş olmamızın ilahi taktir ve tastikidir. Çünkü hangi peygamberin nerede irşad vazifesi ifa edeceği, Tanrı’nın taktiridir.

Bu hakikatleri idrak edebilmiş din adamlarımızın milletimize bu gerçekleri anlatarak o topraklarda aradıklarının asıl ilham ve kudret kaynağının kendi vatanı olduğunu, karşıdakilerin cedlerinin ayıbını kapatmak için uydurduklarına inanmalarını temin etmeleri asli vazifedir. 

 

 Sizde Öneri dilek ve şikayetlerinizi,elinizde bulunan yazı kaynak ve atamızla ilgili kendi yazdığınız yazıları bizimle paylaşabilirsiniz...saygılarımızla

     blackazu_@hotmail.com

 

 

                   



Bu site Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e,Türk Toplumuna, Türk varlığına zarar verenlere, hakaret edenlere, Atamıza çeşitli iftiralar atanlara cevap niteliğinde yapılmıştır...

blackazu.googlepages.com

.